Halkımıza ve Kamuoyuna!
1. 9 Nisan günü Şırnak’ın (Şirnex) Besta alanına yönelik olarak TC ordusu tarafından bir operasyon başlatılmıştır. Operasyon devam etmektedir.
2. 9 Nisan günü Şemdinli’ye (Şemzinan) bağlı Begova, Şapata, Besosin, Bedevê, Bombe ve Museka alanlarını kapsayan bir operasyon başlatılmıştır. Operasyon devam etmektedir.
3. 8 ve 9 Nisan günleri tüm gün boyunca TC ordusu tarafından Medya Savunma Alanlarına bağlı Haftanin’in Şeşdara, Geliyê Pisaxa, Dola Marsis, Derê Şiş ve Mergeşiş alanları ile Şelaniş ve Erê köylerine yönelik olarak obüs ve havan saldırısı yapılmıştır. Yapılan saldırı sonucunda Şelaniş ve Erê köylerinde köylülere ait bağ ve bahçeler zarar görmüştür.
10 Nisan 2009
HPG Basın-İrtibat Merkezi
- Ayrıntılar
Seçimler geride kaldı. Kürt halkı tüm rüşvet ve satın alma girişimlerine karşı iradeli duruşunu bir kez daha gösterdi.
Kürt halkının artık o eski kandırılmaya yatkın ve ürkütülebilinen Kürt halkı olmadığını bir türlü anlamıyorlar, anlamak istemiyorlar. Bilmeyenlere duyurulur, bu halk Medleşme yolunda ilerlemektedir.
Kürtlerin tarihinde en değerli süreçlerden birisi Medlerin Kürt parçalanışına son vererek ortak bir konfederasyon oluşturmalarıdır. Diğer önemli ve anlamlı bir çalışma da Medlerin öncülüğünde Ortadoğu’da bu birlikteliğin, dönemin vahşetini yaşatan Asurlara karşı sağlanmış olmasıdır. Ve biz biliyoruz ki bu birliktelik Ortadoğu halklarına özgürlük, birlik, kardeşlik, eşitlik, dayanışma ve adalet getirmiştir.
Birkaç hafta önce bizim Newroz diye kutladığımız günün, bu ortaklaşmış ruhun sonucu olarak ortaya çıktığı söylenir. Özcesi Newroz vahşete, zulme, baskıya karşı verilen bir mücadelenin diğer adıdır.
İşte bu ruhu yaratan Medlerin yaşadıkları, Medleşme hareketidir. Bu ırki bir gelişme değildir. Aksine bir kültürleşmedir. Zerdüşt’ün çizdiği zihniyet yapı taşlarıyla örülmüş, kendine güvenen, eşitlikçi, daha adaletli, daha dayanışmacı, daha özgürlükçü kültürün bir sonucudur.
Medler, önemli bir gelişmeyi yaşadıktan sonra M.Ö. 521 yılında o dönemin Fars aristokratları tarafından iktidarın nimetlerini de arkalarına alarak görülmemiş bir katliamla karşı karşıya kalırlar. Ne kadar Med aydını, dini lideri, önderi, tecrübe sahibi insanı varsa bir günde çok planlı bir katliamla yok edilirler. Ve o günden sonra Kürtler bir baş aşağıya gidişi yaşarlar. Kendilerini bir türlü toparlayamazlar. Bu katliamın yapıldığı günü o dönemin Farsları Magofoni diye kutlarlar. Magafoni ya da Magamoni esasta bir kültürel soykırımdır. Kimliksizleştirmedir. Kendisi olmaktan çıkarılmışlıktır. Ve bu Kürtleri tarihte çok kötü vurmuştur. Kürt düşürülmüşlüğüne götüren yol böyle örülmüştü.
Kürt Özgürlük Hareketi ilk doğuşuyla birlikte kendisini yeni Medleşme hareketi olarak isimlendirmişti. Kürdistan’da ölüm sessizliği aştırılmak isteniyorsa önce Medler gibi kültürel bir var oluş olarak doğmak gerekirdi. Zerdüşt gibi bir güçlü zihniyet ve vicdanı yaratmak gerekirdi.
Kürt Özgürlük Hareketi yeniden Medleşme hareketini çok görkemli gerçekleştirdi. Ve artık Kürt halkı sadece kendi coğrafyasında değil tüm Ortadoğu coğrafyasında kendine güvenin, kardeşleşmenin demokratik kültürün, temsilin, kadın şahlanışının ve özgürleşmenin adıdır. Kürt halkı tüm bunları kendi direnişiyle görkemli ortaya koymaktadır.
İşte önce Kürt işbirlikçileri, sonra Türk işgalci faşist güçleri ve onlara akıl babalığı yapan emperyalistleri bunu iyi göreceklerdir. Yeniden Medleşmeyi yaratana bu halk sonuna kadar bağlı kalacaktır. Göklere çıkaracaktır, kutsayacaktır. Bu halk böyledir. Ona yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmaz. Dostunu da düşmanını da iyi bilir.
Bu halkın ayağa kalkışını şahlanışını gerçekleştiren Başkan Apo’yu bunun için sahiplenecektir. Doğduğu yerleri kutsayacaktır, doğuran anayı tanrıçalaştıracaktır, doğum gününü kendi doğum günü olarak bilecektir, onun yaşamını kendi yaşamı olarak ele alacaktır. Ve onun özgürlüğünü kendi özgürlüğü olduğunu bildiği için ona ölümüne bağlı yaşayacaktır. Ve bunların hepsini bir milat yani tarihin başlangıcı olarak kabul edecektir.
Ya bunu bilmeyenler, ya da bilip de tahammül edemeyenler Amara’ya yürüyüşü hazmedemiyorlar. Doğum günü kutlamasına gidenlere vahşice saldırıyorlar. Gencecik evlatlarını gündüzün ortasında katlediyorlar. Sonra da barıştan söz ediyorlar. Doğum günü etkinliklerine gidenlere silahla saldırmalar nerede görülmüş, nerede görülmüş halkın milletvekillerinin dövüldüğü ve nerede görülmüş kadınlara analara el uzatıldığı…
Öncelikle tüm Kürtlerin -özelde de güneydeki Kürtlerin- bunları görmeleri gerekiyor. Silahların neden bırakılmayacağını görsünler. Doğum gününe tahammül edemeyen, Berfin ismini parklara verilmesine izin vermeyen yerlerde bu halkı savunacak bir gücün olmasının kaçınılmazlığı iyi görülmelidir. Sonra da Türkiye’de demokratların ve aydınların, sanatçıların bu durumu görmesi gerekiyor. O kadar barıştan, silah bırakmaktan söz ederken hemen yanı başlarında sivillere silahlar doğrultuluyorsa orada barıştan ne kadar söz edilebilir. Önce bu faşist zihniyeti durduracak eylemlerin gerçekleşmesi gerekiyor ki bu topraklara huzur gelsin.
Kendilerine Newroz’da olay yaşanmadığına pay çıkarıyorlar. Öyle değil, siz silah kullanmayın, siz provoke etmeyin, siz tahrik etmeyin, siz hakaret etmeyin, siz onur kırıcı yaklaşmayın bu halk dünyanın en barışsever halkıdır. Bu halk dünyanın en bağışlayıcı halkıdır. Bu halk dünyanın en hoşgörülü halkıdır. Ve siz yeter ki bu halka biraz saygılı yaklaşın, bu halk saygılı yaklaşımın en anlamlısını size gösterir.
Son olarak da Türkiye’yi ziyaret eden Obama’nın da bunu görmesi gerekir. Onun atalarına yapılanları biz iyi biliyoruz. Ancak onun atalarının en azından bir isimleri vardı. Biz Kunta Kintaların isim değişikliğine karşı ne kadar direndiğini bilen insanlarız. Çocukken izlediğimiz bu sahneler belleğimizde halen canlıdır. Türkiye bir Kürt ismine tahammül edemeyecek kadar ırkçı ve kafatasçıdır. Bir parka verilecek Berfin ismine-ki bu Kardelen çiçeği demektir-hoşgörü gösteremeyecek kadar ırkçıdır. Milliyetçidir.
İşte bunun için Obama silahsızlandırmak istiyorsa önce bu zihniyetlerin silahsızlandırılmasıyla başlamalıdır. Önce bu zihniyetlerin faşizan özelliklerden arındırılmaları gerekir. Dünyanın jandarması olduğuna inanan bir gücün başkanı önce silahsızlandırmaya buradan başlamalıdır. Aksi taktirde Obama’nın Kunta Kintalarla bir bağının olmadığını düşünmek hepimizin hakkı olacaktır.
- Ayrıntılar
Halkımıza ve Kamuoyuna!
6 Nisan günü Hakkari’nin Oramar Köyü çevresinde bulunan Şehid Şiyar Tepesi’ne yönelik olarak TC ordusu tarafından kapsamlı bir operasyon başlatılmıştır. 2 gün süren operasyon sırasında Amara Yürüyüşü’nde şehit düşen yurtseverlerimiz ve son dönem şahadete ulaşan gerillalarımız anısına Zagros güçlerimiz tarafından 4 eylem gerçekleştirilmiştir:
6 Nisan günü saat 10:00’da operasyonun bir koluna yönelik olarak gerillalarımız tarafından gerçekleştirilen eylemde çıkan çatışma sonucu 4 düşman askeri öldürülürken 2 asker ise yaralanmıştır.
Saat 11:30’da ise aynı alanda ikinci bir eylem gerçekleştiren gerillalarımız ile tepede kalmaya çalışan TC ordusu arasında yaşanan çatışmada ise 5 asker öldürülürken 4 asker yaralanmıştır. Bu çatışma sonucunda TC ordusu tepeyi bırakarak geri çekilmiştir.
Ertesi gün (7 Nisan) yoğun teknik destekle Şehid Şiyar Tepesi’ni ele geçirmeye çalışan TC ordusuna yönelik gerillalarımız tarafından 2 eylem gerçekleştirilmiştir:
Birinci eylemde çıkan çatışma sonucu 6 düşman askeri öldürülürken 2 asker yaralanmıştır. İkinci eylemde çıkan çatışma sonucu ise 2 düşman askeri öldürülürken 4 asker yaralanmıştır.
2 gün süren ve çatışmalar boyunca hiçbir kayıp vermeyen güçlerimiz sağlam bir şekilde üslerine dönerken, kobra ve top atışları desteğiyle tepede kalmaya çalışan ve toplam 17 ölü 12 yaralı veren TC ordusu ise geri çekilme yapmıştır.
8 Nisan 2009
HPG Basın-İrtibat Merkezi
- Ayrıntılar
Halkımıza ve Kamuoyuna!
5 Nisan günü Şemdinli (Şemzinan)’ye bağlı Bêlgatê ve Xapuşkê alanları arasında TC ordusu tarafından bir operasyon başlatılmıştır. Gündüz saat 10:00 sularında aynı alanda çıkan çatışma sonucu Azad Gernas (Ayetullah Esen) isimli gerillamız kahramanca savaşarak şahadete ulaşırken TC ordusunun kayıpları netleştirilememiştir.
Şehit düşen arkadaşımızın sicil bilgileri;
Kod adı: Azad Gernas Şahadet Tarihi: 5 Nisan 2009 / Hakkari, Şemdinli |
7 Nisan 2009
HPG Basın-İrtibat Merkezi
- Ayrıntılar
3 Nisan günü Ağrı’ya (Agiri) bağlı Demirkapı alanına yönelik olarak TC ordusu tarafından kapsamlı bir operasyon başlatılmıştır. Aynı akşam operasyon sonuçsuz bir şekilde geri çekilirken, özellikle akşam saatlerinde aynı alanda bulunan Türkmenköy, Kule ve Demirkapı Köyleri ile çevrelerine TC askerleri tarafından pusulamalar yapıldığı tespit edilmiştir.
6 Nisan 2009
HPG Basın-İrtibat Merkezi
- Ayrıntılar
İşaretler bunu gösteriyor…
Düşman kâh darbe alan aslan misali azgınlaşmakta, kâh kuyruğunu bacaklarının arasına çekmiş köpek gibi köşeye sıkışmakta.
Düşman kimin kapısını çalacağını şaşırmakta, uçan kuştan medet ummakta.
Düşman düşen maskelerin arkasındaki kendisinden kaçmakta.
Düşman karşısında örgütlü, öz savunma gücüne sahip halk iradesini görünce gölgesinden korkmakta.
Düşman, binlerce yıllık saltanatın, hegemonyanın kapitalist tezahürü, diğer örneklerinin TC yansıması, gün geçtikçe daha fazla çözülüşünün feryadında. İşte bunun için 60. yılda özgürlüğe daha yakınız…
İşaretler bunu gösteriyor…
Doğum günümüzde, can veren toprağı kanımızla suluyoruz.
Doğum günümüzde, bundan sonraki yaşamımızın can damarları tıkanmasın diye canımızı feda ediyoruz.
Doğum günümüzde, geleceğimizi uzun ömürlere yayalım diye, gençliğimizi meydana koyuyoruz.
Doğum günümüzde, çizilen ölüm fermanlarının inadına “özgür yaşam” diye haykırıyoruz.
Doğum günümüzde, yaratılan tüm zincirleri paramparça edip üzerinden geçiyoruz.
Biz bir “HALKIZ” ve 60. doğum günümüzde kendini küllerinden yaratmanın destanını yaratıyoruz, işte bunun için 60. yılda özgürlüğe daha yakınız…
İşaretler bunu gösteriyor…
Dağlarda bizler,
Önderliğin esarette her geçen gün için intikam biliyoruz.
Önderliğin özgürlüğe ulaşacağı güne kadar yaşamı kendimize haram sayıyoruz.
Halkımıza dönük en küçük zararı, mutlaka bir gün cevabını vermek üzere aklımızın bir köşesine yazıyoruz.
Tüm bunları yapanları bir daha hiç unutmamacasına hafızamıza kazıyoruz.
Ve dağlarda bizler,
Ağrı’da, Bingöl’de, Muş’ta, Van’da, Mardin’de, Tekman’da halkımızın hakkını yiyenlerin, analarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı coplayanların hesabını er ya da geç soracağımızı tüm dünyaya ilan ediyoruz.
Ve dağlarda bizler,
Amara’da, kutsal köyümüzde, evimizde, doğum yerimizde, toprağımızda canımıza kast edenleri, Mahsum Karaoğlan ve Mustafa Dağ’ı katledenleri döktükleri kanda boğacağımızın sözünü veriyoruz.
Biz “gerillayız” ve mücadelelerini zafere ulaştırmamızı isteyen şehitlerimiz, Mahsumlarımız, Mustafalarımız var. İşte bunun için 60. Yılda özgürlüğe daha yakınız. İşaretler bunu gösteriyor.
- Ayrıntılar
Seçimleri yazacaktım.
Yazamadım.
Elim varamadı klavyenin tuşlarına.
Nasıl yazabilirdim ki?
Kan akıyordu.
Kan akıyordu.
Amara’da, Aligor’da.
Kan fışkırıyordu kafatasından.
Haki Karer yaşındaki Mustafa Dağ’ın kafatasından.
Kafatası paramparça.
Oluk oluk kan fışkırıyor.
Bu baharda çağlayacak pınarlar yerine.
İçiyor Türk cellatları doyamıyor kanımıza.
Yeminim var.
Andım var.
O görüntüyü unutmayacağım.
Yeminim var.
Andım var.
Bu katliama karşı yemini olmayanı.
Bu katliama karşı harekete geçmeyeni.
Bu katliama karşı hissizleşeni.
Bu katliama karşı sessiz kalacağını düşünebileni.
Her kim olursa olsun, insandan ve canlıdan saymayacağım.
Yeminim var.
Andım var.
Bunu katbekat ödeteceğim.
Ve buradan çığlık atıyorum.
Bu bir intikam ve çağrı çığlığıdır.
Kürdistan’da AKP’nin hiçbir meşrutiyeti kalmamıştır.
AKP’nin insanlık dışı, katliamcı ve soykırımcı katiller güruhu olduğu tescillenmiştir.
Bundan sonra AKP’lilerin tek hakkı kalıyor.
O da yaptıklarının mislisinin karşılığını görme hakkıdır.
Kürt halkının yiğit ve delikanlı evlatları bunun hesabını sana soracaktır.
Katiller güruhu AKP.
- Ayrıntılar
Halkımıza ve Kamuoyuna!
1. 3 Nisan günü 15:00 – 17:00 saatleri arası TC ordusu tarafından Medya Savunma Alanlarına bağlı Zap’ın Reşmê, Zerê, Ertîş, Horê ve Kehrê köyleri ile Karker Tepesi yamaçlarına yönelik olarak obüs ve havan saldırısı yapılmıştır.
2. 31 Mart gününden beri Amed’in Apê Musa ve Akdağ alanlarına yönelik olarak TC ordusu tarafından yapılmakta olan operasyonun bir koluna yönelik olarak HPG gerillalarımız tarafından bir pusu eylemi gerçekleştirilmiştir. 3 Nisan günü Lice’nin Hêdik alanında başarıyla gerçekleşen eylem sonucunda 1 asker öldürülümüş, 7 asker ise yaralanmıştır. Eylem sonrası Hedik’teki operasyon kolu geri çekilirken, düşman ölü ve yaralılarını helikopterle Amed şehir merkezine kaldırmıştır. Operasyon halen devam etmektedir.
4 Nisan 2009
HPG Basın-İrtibat Merkezi
- Ayrıntılar
Halkımıza ve Kamuoyuna!
2 Nisan günü 19:00 – 21:00 saatleri arasında Güney Kürdistan’ın Diyana kentine bağlı Hacibeg Suyu, Katunê Boğazı ve Ronahi Tepesi çevresine yönelik olarak TC ordusuna ait 2 kobra tipi helikopterle saldırı yapılmıştır.
3 Nisan 2009
HPG Basın-İrtibat Merkezi
- Ayrıntılar
Türkiye’de bir referandum olarak nitelendirilen 29 Mart Yerel Seçimleri yapıldı.
Bu seçimleri Kürdistan’da açık ara farkla Kürt halkının özgür iradesi kazandı.
Hakkari’de %80’lere varan oy oranı, gerillanın doğduğu topraklar Eruh ve Şemdinli’nin kazanılması, Botan’ın kalbi Şırnak’ta halkımızın büyük desteği, Kürdistan’ın her köşesindeki yüce sahipleniş, vb. birçok neden halkımızın Özgürlük Hareketine ve onun temsilcilerine olan güvenini ortaya koydu.
Bizler de öncelikle bu desteğinden ötürü halkımızı kutluyoruz ve sandıkta verdiği oylarını bundan sonra da sahipleneceğine olan inancımızı belirtiyoruz.
Seçimleri kazanmak kimi noktalarda birçok yenilik getirecektir. Her şeyden önce kazanan belediye başkanlarının oluşturacağı yönetim modeli ve onları buraya getiren halkımıza da bu model içerisinde aktif rol biçeceği en büyük inancımızdır. Katılımcı yönetim modelleri hiç şüphesiz halkın kendisi için en iyisine karar vereceği bir yönetim olacağı için memnuniyet ve destek sorunu hiçbir şekilde eksilmeyecek olan bir realite olarak karşımıza çıkacaktır.
Yine AKP etrafında birleşen sömürgeci sistemin Kürdistan’daki iflasını bir kez daha gözler önüne sermekte fayda vardır: Newroz ve yerel seçimler sürecinde Kürt halkı bin yıllardır geliştirilmek istenen sömürgeci kültüre bir kez daha dur demiştir. Kahramanlık haftasının yıldönümünde halkımız iradesini bir kez daha beyan etmiştir.
Hatırlıyoruz: Kasım ayı içerisinde Kürdistan’ı fethetme iddiasıyla yola çıkan (K)Erdoğan Hakkari halkına “Ya Sev Ya Terk Et!” diyerek büyük bir küstahlık örneği sergilemişti. Hele ki bu sözü söylediği süreç Önderliğimize fiziki olarak işkence yapıldığı bir dönem olunca bu söz Kürt halkına karşı küstahlığın da ötesinde bir tavır oldu. Katletmeye ve yok etmeye odaklanmış bir gücün kustuğu kini gösteren bu sözler aynı zamanda tekçi mantığın da geldiği son nokta olarak karşımıza çıktı. Öyle ki kim kimi kimin vatanından kovuyordu?
Sonrasında ise kendisini İskender zanneden (K)Erdoğan Kürdistan’a bir çok kez sefer düzenleyerek halkımızın nazarında kendini iyi bir insanmış gibi göstermeye çalıştı. Kendisinin cesaret edemediği yerlerde ise kurmaylarını görevlendirdi. Yardım adı altında halkımızı aşağılamaya çalıştı. Bir buzdolabıyla onların yüreklerini dondurmak istedi. O da tutmayabilir diye dışarıdan da aldığı desteklerle PKK’yi silahsızlandırma adı altında tasfiye planları yaparak halkımızın moralini bozmaya çalıştı.
Ancak İskender olmak isteyen (K)Erdoğan’ın hesaba katmadığı bir şey vardı: Bin yıllardır Kürdistan halkı hiç kimseye (İskender’de dahil) boyun eğmemişti ve bu sefer de boyun eğmeye niyeti yoktu.
Halkımız aylardır ayakta ve emek veriyor. Her fırsatta kendisini dirilten ve bugünlere getiren Önder APO’yu sahiplenerek tavrını ve rengini ortaya koyuyor. Söz konusu olan böylesi bir durum olunca referandum olarak nitelendirilen seçimlerde de sömürgecilere hileyle kazanılan birkaç yer dışında hiçbir yer kalmıyor. Kaldı ki bu yerlerde de halkımız yeni serhildan dalgaları oluşturuyor, emeğini ve namusunu bırakmayacağını dile getiriyor. Bu yazının yazıldığı saatlerde Ağrı halkı başta olmak üzere birçok Kürdistan kenti onuru için direnişte.
Özcesi Kürt halkı her yerde iradesini ve tavrını ortaya koymaktan çekinmiyor ve tüm sömürgecilere bu yoldan vazgeçmelerini, tasfiye ve yeniden işgal planlarının hepsini bir bir boşa çıkaracağını belirtiyor.
(K)Erdoğan kılıklı sömürgecilere de bu durumda iki seçenek kalıyor: Ya bu halkı sevip birlikte demokrasi çatısı altında yaşamak ya da bu toprakları terk etmek”
- Ayrıntılar